Hikaye

Hikaye

Bir bakış…bir gülümseme…bir randevu…ve bir buluşma…

Bir gençin e-maille başından geçenleri yazdıklari.

Diyor ki: ‘’Birgün bir kafede oturuyordum.Birden kafeye daha önce gözümün görmediği güzellikte bir kadın girdi.

Hayatımda onun gibisini görmedim…Ona bakıyordum oda bana bakıyordu… gözler konuşuyordu….

Bir bakış…bir gülümseme…bir randevu…ve bir buluşma…

Kafeden çıkarken onu takip ettiğimi biliyordu,beni çağırdı ve telefon numarasını verdi.

Genç diyor ki: ‘’O gece benim en mutlu gecemdi’’(…En mutlu gece…Beğendiği kız ona numarasını verdi!!!)

Ergenlik çağındaki bir genç…

Bozuk bir grupla tanıştı onlarla yolculuk etmeye başladı…Yolculuklarının birinde bir kızla tanıştı… onu sevdi…kızda onu sevdi…

İlk başta söz…ilk başta cilve…ilk başta beraber oturmalar…ilk başta bişey olmadı!!!

Ergen genç ilk defa bir kızla tanışıyordu…İlk defa bir insanın kalbini aşk dolduruyorsa….TAMAM!!!...

Çünkü önceden tecrübe etmedi…bunun şeytanın adımlarından bir adım olduğunu anlayamadı…

Günler geçti… Birgün kızla birlikte bir odada baş başa kaldı…Kız çok kolay bir şekilde !!! ‘’ hadi’’ dedi…

Genç: Neeeee!!!

Kız: Aklına geleni yap!Sen bunu istemiyor musun?İstedigini yap!!!

Genç diyor ki: ‘’ Korktum’’ Onu ne korkuttu? …

Diyor ki: Allah ı hatırladım… İman hala kalbinde….imanı hala yaşıyor…

-’’Allah tan korktum ve kıyamet gününü hatırladım…Allah’ın heybetini düşündüm...

Sahte bir aşk hikayesi

Fadilet eş-şeyh Nebil el-Avadi anlatıyor: ‘’Bu geceki dersimizin adı ‘’Bir aşk hikayesi ‘’

Sizlere bazı olaylar anlatacağım ,insanların gerçeklerini,nasıl yaşadıklarını öğrenmeniz için….’’ : Bir keresinde telefonum çaldı….

Bir kız hem ağlıyor hem konuşuyor:

-Şeyh ben korkuyorum…

-Neyin var?Ne oldu?

-Beni tehdit ediyor…

-Kimmm?

3 seneden beri tanıştığım bir genç…Ne annem biliyor nede babam,cep telefonum var istediğim gibi konuşuyorum…

-Arkadaşın mı?

-Evet…

-Onu seviyor musun?

HOROZ İLE KÖPEĞİN SOHBETİ

Bütün mahlukatın dilinden anlayan Süleyman (a.s.)'a bir adam gelip yalvarır; "ey Allah'ın peygamberi, bana da hayvanların dilini öğret" Ben de konuştuklarını anlayayım" der. Süleyman (a.s.) izin vermez; "olmaz" der, "sen onların konuştuklarını anlarsan sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri bilemezsin."
Adam ısrar eder. Süleyman (a.s.)'da adama hayvanların dilini öğretir. Sevinerek evine dönen adam, çöplükteki horoz ile köpeğin konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara köpeğin horoza şöyle dediğini duyar;
-Horoz kardeş, sen arpa ve buğdayla da karnını doyurabilirsin. Biraz öteki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok aç. Horoz şu cevabı verir;

DAĞ BAŞINA MI ŞEHİR İÇİNE Mİ?

İki kardeştiler. Biri köyde çobanlık yapmayı tercih ederek diyordu ki:
Bu zamanda şehre gitmek, oranın günahlı hayatına karışmak çok kötü.
İyisi mi, ben köyün çobanlığını yapayım, günahlardan uzak kalayım.
Diğeri ise şehre gitti. Bir mahallede küçük bir tamir kulübesi açıp
başladı ayakkabı tamirine.
Çoban dağda koyunları, keçileri otlatıyor, hiçbir namazını kaçırmıyor,
hiçbir şekilde de nâmahreme nazar etmiyordu. Bütün gün ormanın
sessizliği içinde zikirle, fikirle, şükürle yaşayıp gidiyordu.
Bu sebeple de manen bir hayli ilerledi, kerametlere mazhar oldu.
Düşünüyordu ki, kardeşi şehirde bir sürü günah ve nâmahreme nazar ile
manen sukût ediyor...

YÜZ KİŞİYE DANIŞMADAN EVLENMEYECEĞİM

İsrail oğullarından biri kendi kendine dediki:

yüz insana danışmadan evlenmeyeceğim .Doksan dokuz kişi ile müşavere etti biri kaldı niyet etti sabah erken kim karşısına çıkarsa onunla müşavere edip görüşü ile amel edecekti.
Sabah oldu evinden çıktı bir deliye rastladı. bir kamışı at yapıp binmişti.böyle bir deli ile karşılaşması onu üzdü ama verdiği sözdende dönmedi ona yaklaştı.

Deli onun yakşaltığını görünce dediki: Sakın kendini koru atım seni tepmesin.

Fakat o kimse deliye şöyle dedi: Atını tut sana bir şey soracağım.

Deli durunca şöyle anlattı: İlkkarşıma çıkanla müşavere edeyim diye allaha ahd ettim.ilk olarak da sen karşıma çıktın.şimdi söyle!ben evlenmek istiyorum nasıl evleneyim?

Deli şöyle anlattı: Kadınlar üç çeşitti biri senindir.biri aleyhine çalışır .biride hem lehine hemde aleyhine olur .

4..Rütbe Düşkünlüğünün Hakikati

Mal ve rütbe, dünyanın iki rüknüdürler. Mal, kendilerinden faydalanılan şeyler demektir. Rütbe, kalpleri elde etmek, yani onların tâzim ve itaat etmesini sağlamak demektir. Nasıl ki zengin bir insan, dirhem ve dinarları elde edendir (maksatlarına para vasıtasıyla varmak için mal edinir) şehvetlerini ve nefsin diğer isteklerini yerine getirmek de böyledir. Böylece rütbe sahibi de insanların kalplerini elde eden kimsedir. Yani o kalplerde tasarruf etmeye muktedir olur. Öyle ki rütbe vasıtasıyla insanları gaye ve hedeflerinde çalıştırabilir. Nasıl ki malları çeşitli sanatlarla elde ediyorsa, halkın kalplerini de çeşitli muamelelerle elde eder. Kalpler ancak mârifet ve inançla müsahhar olurlar. Bu bakımdan kalp kimin kemâl sıfatlarından birine sahip olduğuna inanıyorsa, ona

ZEHİR...

Uzun yıllar önce Cinde Li-Li adli bir kız evlenir ve ayni evde kocası ve kaynanası ile birlikte yasamaya baslar. Lakin kısa bir sure sonra kayın validesi ile gecinmenin çok zor olduğunu anlar.İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır buda onların sik sik kavga edip tartışmalarına yol acar. Bu cin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev onun ve annesi ile karisi arasında kalan esi içinde cehennem haline gelmiştir.

Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kız doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır.

İLİMSİZ AMEL EDENİN SONU

İlimsiz amel insanı nerelere götürebiliyor.Eğer Bersisa şeriatı bilseydi içki içmekle Allah'a yakın olamayacağını kavrardı.Her türlü kötülüğün anası olan içkiyi içen insanın da yapmayacağı günah da elbette yoktu.

Bersisa isminde bir zat,ıssız bir yere kapanmış,gece-gündüz Allah'a(c.c) ibadet ediyor ve hiçbir kötülükte bulunmuyordu.Bu adama Şeytan musallat olmaya başladı.Şeytan ne yapıp ne edip bu adamı ibadetten ve duadan uzaklaştırmak istiyordu.Çünkü bu adamın yapmış olduğu dualarla binlerce günah sahibinin günahını Allah siliyordu.Şeytan aleyhilla'ne adamı kandırmak için türlü hilelere başvurdu.Fakat bir türlü kandıramadı.En sonunda şeytan işin kolayını bulmuştu.Çünkü Bersisa,çok ibadet ediiyor,mütteki,züht ve takva sahibi bir zattı ama,alim değildi.Yani dini ilimleri pek bilmezdi.Ondan dolayı onu kandırmak kolay olacaktı.

Şeytan planını şöyle tatbik etti:

Kötürüm tilki mi yoksa aslan mı olmak isterdiniz?

Kalenderin biri,bir gün gündelik rizkini kazanmak üzere evinden çikar.Dag ,ova demeden aksama kadar dolasirda dolasir;fakat karnini doyuracak hiç bir sey bulamaz.Hava kararmaya yüz tutmus;gün aksam olmustur.Yeni bir günün sabahinda tekrar geçimini aramaya çikmak üzere geriye dönerek evinin yolunu tutar.Göz gözü görürken yuvama ulasayim diyerek hizli adimlarla bir düzlüge iner.Iyiden iyiye yorulmus,adim atacak takadi kalmamisti.

Bir kayanin dibinde bir kaç dakikalik nefes almak için mola vererek seriliverir.Az sonra kulagina inelmeye benzer bazi sesler gelir.Nefesini tutup dikkatle dinleyince inleme seslerinin gölgesine sigindigi kayanin üst tarafindan gelmekte oldugunu anlar.Yavasça yerinden dogrularak kayaya tirmanir.Öteyi beriyi yoklarken önüne karanlik bir kaya çikar.Zaten kesik

Kabul olunan duanin meyvesi

Remzi ihtiyar bir adamdi.

Fakat o cok mutlu ve huzurlu bir ihtiyardi.
Bu mutlu ihtiyar mutlulugunu ve huzurunu her zaman her yerde dile getiriyordu ve Allah'a sonsuz sükrler ediyordu.

Bir oglu vardi.

Ve tüm olumsuzluklara ragmen onu en iyi bir sekilde yetistirmeye Kuran ve sünnetle egitmeye calismisti.

Kendisi yetim büyümüs,bir cok yavrusunuda kücük yasta kaybetmesine ragmen bu ihtiyarin gözlerinden fiskiran mutluluk ve huzuruna millet akil sir erdiremiyordu.
Onun icin ona sormadan edemiyorlardi.

- Siz neden bu kadar mutlu ve huzurlusunuz?
O bu soruya söyle cevap verirdi:

HARAMDAN KAÇANI ALLAH KORUR

Ünlü hükümdar Timur'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh (XV. y.yıl) babasının tersine bilime ve bilgine değer veren, dindar, halim, selim biriydi. Bilginlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki bilgin kişilerden biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği

bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.)

Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi. Başta hükümdar ve Nimetullah Efendi olmak üzere davetliler sofraya oturdular. Baş yemek kehribar gibi kızarmış bir kuzu çevirmesiydi. Herkes gibi Nimetullah Efendi de iştahla yiyor, yedikçe "Allah haramdan kaçanı korur" sözünü tekrarlayıp duruyordu. Hükümdar ve adamları da bıyık altından gülüyorlardı. Nihayet yemek bitti. Şahruh Nimetullah Efendi'ye sordu:

Alt tarafı bir etek dersek?

Bir köyde uzun etek giyen güzel bir hanıma,
birçok erkek evlenme teklif eder ama,
bayan fakir olmasına rağmen,
her nedense teklifleri geri çevirir.
İki genç iddiaya girer.

Yakışıklı olanı, "Ben bu bayana kendimi kabul ettiririm" der.
Bayana giderek, “Annem sizin namuslu bir kadın olduğunuzu söyledi.
Şu basit tokayı da hediye olarak gönderdi” der.

Bayan sevinerek alır ve annesine selam gönderir.
Genç, başka bir zaman, elmas taşlı altın bir yüzükle gelir,
bunu da ben size hediye etmek istiyorum der.

Musa (a.s.) ve Fakir

Musa Aleyhisselam bir fakiri görür, fakir giyeceği olmadığı için kumun içine girmiştir.
Fakir:
- Ya Musa, bana dua et. Cenab-ı Hak ban yetişecek kadar dünyalık versin, yoksulluk beni tüketti.
Musa Aleyhisselam dua eder, Hak Teala fakire dünyalık verir.
Bir müddet sonra Musa Aleyhisselam bir kalabalık görür, ne oluyor diye yaklaştığında, o fakirin kalabalığın ortasında olduğunu görür ve sorar.
- Bu ne haldir, ne oluyor burada?
- Bu adam şarap içmiş, kavga etmiş, kavga ettiği adamı da öldürmüş, şimdi ona kısas uygulanacak.

Musa Alayhisselam bunun üzerine, Allah'ın adaletine bir kere daha iman ve bu cüretinden dolayı tovbe eder ve şu ayeti okur:

NEFSE HAKİM OLMAK

İsrailoğulları arasında, bir Abid kişi vardı; geceleri hz.Allah''a ibadet eder, gündüzleride malını halka satardı.Hemen her zamanda, nefsine şöyle derdi:
Ey nefsim Allah'tan kork..

Günlerden bir gün, yine malını satmak için evinden çıktı.Valinin kapısı önüne geldi; malının adını söyleyerek seslendi.

Valinin hanımı baktı ki;kapıda duran çok güzel yüzlü, benzeri görülmemiş bir erkek.

Kadına nefsi musallat oldu, onu evine çağırdı ve şöyle dedi:
Ey satıcı, üzerini değiştir, ipekli elbiseler giy ve buradan istediğin kadar mal al.

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

İçeriği paylaş