Ramazan ve Kandil Geceleri Neden Hakkıyla Eda Edilmiyor

Ramazan ayı ve kandil geceleri, cenabı hakkın peygamber efendimizin ümmetine hususi olarak verdiği ve içerisinde rahmet, mağfiret ve ikramların bol olduğu gün ve gecelerdir. Bu gün ve geceler Müslümanları öteki ümmetlerin sevaplarına yetiştirecek kadar büyük fırsat verilir. Tarihte öyle ümmetler gelmiştir ki, bin sene ömür sürdüğü için sevapları ve amelleri daha fazlaydı. Bu durumda Peygamberimizin ümmeti onlara nisbeten daha az sevaba ve affa müstehak oluyordu. Öteki ümmetlere sevapta yetişmesi için binlerce seneye denk gelebilecek olan ramazan günleri ve kandil gecelerini Allah bu ümmete nasip etti. Bu gün ve gecelerde rabbimiz öyle zamanlar ve vakitler tayin etti ki bazen bir gecede bin gece sevabı kazanma fırsatı verildi. Hakkıyla 10 sene ihya edildiği zaman sekiz yüz seneye denk gelecek olan kadir geceleri ihsan etti. Hakkıyla yirmi sene ihya edildiği takdirde bin altı yüz seneye tekabül edecek bir fırsat verdi.

Hele ki ahir zamanda yaşayan insanların bu fırsatlara, rahmet ve mağfiretlere çok ihtiyacı vardı. Okun yaydan çıktığı gibi insanların imandan çıktığı, gömlek çıkarır gibi insanların imanların çıkardığı, sabah evinden mümin çıkılıp evine kâfir dönüldüğü, eski ümmetleri helak eden bütün kötülük ve günahların hepsinin bir arada işlendiği ahir zamanda böyle bir sevaba ve amele bu asrın insanın çok ihtiyacı vardır. Böyle helaket ve felaket asrın da imana, amele, tövbeye ve affa ne kadar muhtaçtır.

Rabbin merhameti ve inayetinin ve mağfiretinin coştuğu “Yok mu affedilmek isteyen, yok mu rızık isteyen,yok mu cenneti isteyen,yok mu zenginlik isteyen böyle gün ve gecelere karşı lakayt kalmak ve sanki günahı ,yokmuş gibi hareket etmek,sanki hiçbir günahı yokmuşda masumiyeti çokmuş gibi hareket etemek hangi aklın karıdır.Acaba Allahın rahmetini ve keremini ve mağfiret ediciliğini bilen insanlar nasıl böyle kutlu ve nurani bir davete seyirci kalabilirler.Rahmetin ve inayetin ve affın kapılarının sonuna kadar açıldığı bu gün ve gecelere karşı lakayt kalan bir insanın aklı ve fikri varmıdır.

Acaba ahir zamanın belalı ve günahlı zamanında yaşayan ve ister istemez her gün beinlerce yüzlerce harama günaha maaruzkalan faiz yemesede tozuna bulaşan hak ve batılın iç içe girdiği bir zamanda sonuna kadar açık olan af ve mağfiret kapısından içeri girmeyen ve sanki ramazan gelmemiş sanki bu gece kandil gecesi değilmiş gibi hareket eden miyonlarca inan kendini masum ve günahsız mi görüyorda böyle lakayt kalıyor.

Acaba böyle amel ve sevap hazinelerinin sonuna kadar açıldığı ,gün ve gecelerden rablerinin rahmetinden ve kereminden haberleri yok olduğu için mi insanlar böyle gevşek hareket ediyorlar.Af ve mağfirete yaklaşmıyorlar.

Acaba böyle nurani manevi bereketli gecelerin rahmetinden mahrum olanlar Allahın azabından ve gazabından emin mi olmuşlarda yada cehennem azabından mahfuz mu olmuşlar ki böyle vurdum duymaz kalıyorlar.

Acaba böyle gün ve gecelerde af ve mağfiret dilenmeyi bırakıp dünyevi işlere eğlencelere zevklere dalanlar hayatlarını ve ömürlerini baki ve bitmez mi zannediyorlar ki böyle rahmete karşı kör davranıyorlar.

Acaba böyle gün ve gecelerde camilere ve medreselere koşmak yerine tvlerin başına geçenler,maça gidenler,eğelenceye gidenler rablerinin vaat etiği cenneti ve saadeti ebediyiye az mı görüyor ki, böyle gamsız davranıyorlar.

Acaba birlerini, binler, onbinler yüzbinler yapan böyle gün ve gecelerden daha çok ücret veren bir yerler mi biliyorlar ki böyle gecelerden gafil davranıyorlar.

Acaba bu gecelerden kendilerini mahrum bırakanlar kaybettikleri ve kazandıkları şeylerin farkındalırmı.Tövbe ,istiğfar,.kemalat,mağfiret ,sevap olarak kaybettikleri şeylerin büyüklüğünün farkınadalar mı.Haram,günah isyan ve dalalet olarak kazandıklarının farkındalar mı?

Acaba bu insanlar diz çökmeden,af dilenmeden,ağlamadan,feryat etmeden,niyaz etmeden affedileceklerin mi zannediyorlar.

Acaba nefisleri bir daha ki sene yaparsın diyerek onların gelecek seneye kadar yaşayacağının garantisini mi veriyor ki, böyle rahat hareket ediyorlar.

Acaba Allahın ayı olan bir ayda Allahın rahmeti ve keremini gani gani bol bol dağıttığı bir geceden kendisini mahrum eden bir insan kendisine nasıl akıllı diyebilir.

Şurayı her gün kazarsan bir altın bulacaksın diyen adamın sözüne itimat edip usanmadan ve yılmadan orayı her gün kazıp altını çıkaracak olan bir insan neden yüz trilyon altınlar kıymeti olan gün ve gecelerin hazinelerinden faydalanmaz. O sevap ve amel hazinelerine karşı lakayt kalır. Kendisine binlerce senelik secvap kazandıracak olan amellerden kendisini mahrum eder.

Acaba böyle sevaba karşı böyle affa karşı böyle inayete karşı böyle hazinelere karşı lakayt davranan insanların affa, mağfirete hidayete, kereme rahmete hakları olabilirmi. Kurana, akla, insafa ve mantığa sorsanız asla olamaz diyecektir.

İşte asrımızın insanı bu haldedir. Mubarek gün ve gecelerin rahmetine kör, hakikatlerine sağır, hikmetlerini ise topal bir hale gelmiştir. Ramazan ve öteki gün ve gecelerin ismine hoşgörü gereği sahip çıkarken içireğine ise yüz çevirmektedir. İnsanlar için tarihi bir fırsat niteliğinde ve olağanüstü bir kıymeti olan günlere karşı vurdumduymaz davranmaktadırlar. Bu nurani ve kutlu gün ve geceleri kuru kandil simitleri ile ruhsuz ama süslü mesajlarla, şaşalı sofralarla kutlayarak hakkıyla idrak ettiklerini zanneden ne kadar insan var. Karını ve zararını bilmeyen, kazanacaklarıyla kaybettiklerini bilmeyen ve böyle gece ve günlerin hakkıyla idrak edip hakkını vermeyen ne kadar gafletin koyu karanlığında kalan insan var. Kaybedeceği ilahi sevginin büyüklünü ve kazanacağı ilahi hediyelerin büyüklüğünü idrak edemeyen nisyanda giden ne kadar insan var. Böyle bir rahmet sofrasına karşı böyle devasa rahmet ve af kapısana karşı, böyle karşılıksız sevap hazinelerine karşı kalayt kalan ne kadar insan var. Elleri semaya kalkmayan, gözleri yaşarmayan, sesi titremeyen, cürmünü görmeyen, gururundan istiğfar etmeyen, enineyetinden tövbe etmeyen, rahmetten ümidini kesen ne kadar bedbaht var. Böyle gün ve geceleri itatat, dua, istiğfar ve tövbe yerine isyan, nisyan, dalelet ve batılda geçiren ne kadar divane vardır. Rabbim bu gün ve geceleri hakkıyla idrak edip hakkıyla ifa eden kullarından eylesin. Âmin.

insallah ramazini hakkiyla

insallah ramazani hakkiyla eda edenlerden oluruz

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13